Herşey yoluna girecek(mi)?

Size de oluyor mu? Son günlerde ne zaman kafamı yastığıma koysam, geçmiş, gelecek, kötü anılar, kısacası herşey beynimi tırmalıyor. Ara ara böyle buhrana girerim, bu son günlerde onlardan biri. Yalnız değilim kalabalığım. Ama aynı dili konuşmadığım, kuru bi kalabalık. Hayal kurmayı çok severim. Artık fark ettim ki eskisi kadar çok hayal kurmuyorum. Hayallerimin olmaması, beklediğim şeylerin sonuç bulmaması, en acısi da; olup olmayacağını bilememek… Hep bir bekleyiş, belirsizlik… En nefret ettiğim şeylerden biridir bu ikisi de. Değişken bir ruh haline sahibim. Şu an bunları düşünürken bir yandan da “anaaaa Sezen Aksu peltekmiş, ben niye daha önce bunu fark etmedim hiç” diye biliyorum. (Şu an kulaklık kulağımda Sezen Aksu-Vay dinliyor, telefonun not kısmına da bunları kaydediyorum.) Cidden bu zor günler geçecek mi? Sezen abla, bari sen söyle… Umursamaz adamlara hastayım. Ne dert var, ne tasa. Olsa da umrunda değil. Eline bir telefon ver, sabahtan akşama kadar mesajlaşsın.  Sürekli mesajlaşmanın insanı aptal yaptığını düşündüm, düşünüyorum yani. Hayattan kopuyorlar bir kere. Bir insan bu kadar konuşacak ne bulur anlamam ki. Mesaj olayi kadar samimiyetsiz bir şey yok bana göre. Kardeşim ne istiyorsan, ne konuşmak istiyorsan, arayacak adam gibi konuşacaksın. Ya da yüz yüze gelmeyi bekleyeceksin. İşte bu yüzden sms yapmiyorum hiç. Adamın hayattan bir beklentisi yok ki. O memnun halinden.  Bir ona bakıyorum, bir de kendime. O en azından mutlu. Ne iş ? İç sesimle o kadar çok konuşuyorum ki, sanırım bir gün delireceğim.

Genelde sorunlarımı, kimseye belli etmem, konuşmam, anlatmam. Hatta hiç anlatmam. Tabi ki en yakın, biricik tatlı arkadaşım Bitil Bötül hariç. Hep başkalarınınkini dinlerim. Kova burcunun bir özelliği daha. Güzin abla gibiyimdir, herkese akıl verir, yol gösteririm. Kendime gelince ise koca bir fıııııs. Bir de en ağrıma giden şey, bana o kadar basit bir sorunla gelmeleri ki. Küçücük bir şey ya, küçücük. Deve yapmaya lüzum yok. Sanırsın devlet meselesi. Sonra donuyorum bu tarafa, benim sorunlarıma… Vay arkadaş, benim niye sorunlarım bu kadar basit değil ki? Kıskanıyorum valla. Belli etmiyoruz diye, hep mutlu değiliz ya. Biz de üzülüyoruz, ağlıyoruz, düşünüyoruz. Hatta çok düşünüyoruz. Şu, son 4 sene çok karmakarışıktı.

Toparlanmak ve devam etmekte zorlanmadım ama yaraları hala aynı. Zaman herşeyin ilacı falan değil, kim dediyse halt etmiş. Yine de halime şükretmem gerekiyor, biliyorum. Bekliyorum, tükenmek üzere olsa da, hala bir umudum var.

Huzur!

Son günlerde sürekli yaptığım şey; ders çalışmak aralarda bir film molası vermek, kitap okumak ve bol bol müzik dinlemek. Mutlu muyum? Evet.  Kesinlikle bana daha iyi geldi bu. Face’de, Twitter’da da pek vakit harcamıyorum. Haftada 2 gün ya giriyorum, ya girmiyorum. Ne kadar bağımlıymışım meğer. Beni çok etkiliyordu, hiçbir şey yapmıyordum Pc başında çöğreklenmekten başka. Kore dizisi bile neredeyse izlemiyorum. Biraz sakin kalmak ve dinlenmek istiyorum. Artık bir çok şey sıkıcı ve boş geliyor. Sıkılıyorum herkesten, her şeyden. Bu buhrandan çıkmanın yollarını arıyorum kendimce.  Herkese tavsiyermdir, uzaklaşa biliyorsanız uzaklaşın! Biraz huzur, sakinlik istiyorum, başka şeyler düşünerek yaşamak istemiyorum. Şehir değiştirmek, farklı insanlar istiyorum! Aslında daha yazmak istediğim çok şey var, ama bundan bile sıkılıyorum doğrusu Acilen farklı şeylere ihtiyacım var. :/

Neredeyse her gün dinlediğim şarkı;

Cem Adrian – Nereye Gidiyorsun